ERP ve SAP

19 Ocak 2017

Görkem KARSLI

1960’lı yıllarda envanter yönetim sistemlerine duyulan ihtiyaçlarla temeli atılan ERP yazılımlarının, günümüze kadar nasıl geliştiği, üretim yapan ve hizmet sağlayan tüm sektörlerin neden olmazsa olmaz bir ihtiyacı haline geldiği anlatılmaktadır. ERP sistemlerinin Türkiye ve dünya pazarındaki lideri SAP’nin tarihi ve gelişiminden bahsedilen sunumda, yazılım dünyasında gelişen teknolojik atılımları en üst düzeyde kullanan, “kullanıcı dostu” kavramını ERP sistemlerine uygulayan SAP’nin dünü ile bu günü arasındaki büyük farklar göz önüne konmaktadır. Modül kavramını temel alan SAP sistemlerinin ister büyük ister küçük ölçekli tüm kurumlarda başarı ile uygulanabilmesi için proje kültürünün önemi vurgulanan sunumda, bu başarıda önemli rol oynayan SAP danışman kitlesinde aranmakta olan özellikler ve bu çalışma ortamının bu kitleye ne gibi nitelikler kazandırdığı gibi konulara da sunumun sonunda yer verilmektedir.

Yeşil Gemi Rotalama: Temel Kavramlar ve Literatür

15 Aralık 2016

Melike ÖZTÜRK

Uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri başta olmak üzere, sürdürülebilirlik kavramına ilişkin çevresel boyutlarla ilgili tartışmalar her geçen gün artarak önem kazanmaktadır. Rekabetin artmasını tetikleyen en önemli faktörlerin başında gelen makro düzeyde ekonomik gelişmeler, şirketlerin lojistik ağlarında düşük maliyet politikalarını geliştirmelerine yol açmaktadır. Bu durum, son dönemde çevresel sürdürülebilirlik kapsamında yeşil kavramını ön plana çıkarmakta ve şirketlerin sosyal sorumluluk politikalarına yön vermektedir. Gelişmekte olan yeşil kavramı bahsedilen etkenlerle şirketlerin araç rotalama stratejilerine yansımaktadır. Bu çalışmada araç rotalama problemlerinde sıklıkla rastlanan yeşil kavramının, gemi rotalama literatürüne yansımalarına yer verilmektedir. Bu kapsamda, yeşil gemi rotalama, yeşil araç rotalama, çevre kirliliği rotalama ve yeşil gemi taşımacılığı olarak geçen konular ile ilgili yapılmış çalışmalar, matematiksel modeller, çözüm tipleri incelenmekte ve sınıflandırılmaktadır.

OECD Ülkelerinin İnsani Gelişmişlik Performanslarının Veri Zarflama Analiziyle Değerlendirilmesi

8 Aralık 2016

Hakan KILIÇ

Türkiye’nin diğer 34 ülkeyle birlikte üyesi olduğu Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (Organization for Economic Cooperation and Development, OECD) misyonu “insanların ekonomik ve sosyal refahını geliştirecek politikaları desteklemek”tir. Refahın ve insani gelişimin ana kaynaklarından biri olan üretkenlik veya rekabetsellik bir ülkede uygun bir şekilde yönetiliyorsa, orada insan refah seviyesinin yüksek olması beklenmektedir. Bu bağlamda, OECD üyesi ülkelerin örgütün misyonu doğrultusunda rekabetselliklerini ne derece insani gelişmişlik seviyesine dönüştürebildikleri irdelenmektedir. OECD mensubu toplam 35 ülke olmak üzere tüm üyelerin 2010-2015 yıllarında rekabetselliklerini insani gelişmişlik seviyesine dönüştürme performansları pencereli veri zarflama analiziyle değerlendirilmiştir. Modele girdi olarak rekabetsellikle ilişkili Dünya Ekonomik Forumu’nun (World Economic Forum) oluşturduğu yıllık Küresel Rekabetsellik Rapor’larının (Global Competitiveness Report) alt endeksleri olan temel gereksinimler, verimlilik geliştiriciler, yenilikçilik ve kapsamlılık etkenleri; çıktı olarak insani gelişmişlikle alakalı Birleşmiş Milletler Gelişim Programı’nın (United Nations Development Programme) oluşturduğu yıllık İnsani Gelişmişlik Endeksi’nin (Human Development Index) alt endeksleri olan sağlık endeksi, eğitim endeksi, gelir endeksi kullanılmıştır. Bu panel verileriyle performansın zaman içerisindeki değişimini incelemek adına, çıktı doğrultulu pencereli Charnes, Cooper, Rhodes (CCR) modeli üzerinden ilerlenmiştir. Ülkelerin büyük bir çoğunluğunun üretkenliğini insan refahına dönüştürmede verimsiz olduğu gözlemlenmiştir. Sadece 2010-2012 yıllarında Yunanistan ve 2012 yılında Slovenya’nın verimli olduğu tespit edilmiştir. Performans olarak başı çeken ülkeler Yunanistan, Slovenya, İtalya, Slovakya ve Lüksemburg’tur. Son sıralarda yer alan ülkeler ise Çek Cumhuriyeti, Kanada, Birleşik Krallık, Finlandiya ve Japonya’dır. Çek Cumhuriyeti’nin diğer ülkelere kıyasla verimi istisnai seviyede oldukça düşüktür. Türkiye, 2010 senesinde 35 ülke arasından 21. olarak başlayıp 2011-2013 senelerinde 24 ve 25.’liğe gerilemesine rağmen 2014 senesinde performasını 19.’luğa yükseltmiştir. Üretkenlik seviyesi bakımından veya insani gelişmişlik açısından sıralamaların başını çeken ülkelerin; üretkenlik seviyesi ortalama veya ortalama üstü ve insan refahı ortalama üstü olan ülkelere karşın performasları düşük çıkmıştır. Nispeten az kaynakla daha fazla verim elde eden ülkelerin performaslarını etkileyen ana faktörlerin incelenerek diğer ülkelere bu başarılı modelin sunulması önerilmektedir.

Discounted Semi-Markov Decision Processes with Possibly Accumulation Points: A Service Rate Control Problem with Impatient Customers

10 November 2016

Bora ÇEKYAY

whatsapp-image-2016-11-11-at-21-11-34

We start considering an M/M/1 queue with impatient customers, where the service rate is controlled by a decision maker. The system can operate under two different service rates, namely, low and high service rates. Whenever a new customer arrives or a customer already in the system leaves the system, the decision maker chooses the service rate which will be used till the next arrival or departure. Service costs, holding costs for the waiting customers, and abandonment costs for the customers leaving the system without taking any service are included in the model. The objective is to find the optimal service rate policy minimizing the expected total discounted cost. This problem is modeled as a semi-Markov decision process (SMDP) with exponential sojourn times. Due to the impatient customers, the transition rates of the decision process are unbounded. This is why the standard assumption in the discounted SMDP literature, which guarantees that there is no accumulation point, cannot be satisfied for this problem. Moreover, the well-known technique uniformization cannot be used for this problem. We propose some conditions for such a SMDP, possibly not satisfying the standard assumption, under which the value iteration algorithm converges, and the existence of an optimal deterministic stationary policy is guaranteed. Then, it is proved that the optimal value function is increasing under some monotonicity assumptions by using a new device, called customization.